Ve sonra…
Her nedense hep gün ve gece gelir akla…
Önce….
Sonralar…
Hep zaman…
Hep dün…
Hep yarın….
Dünkü bakılan yerin hali…
Peki unutulanlar…
Ya da hatır…
Ya da hatırlı…
Ya da hatırla…
Ya da hatırladıkları…
Ve sahiplik eki ile son kelime…
İçsel değişimler…
Yok hayır…
Güneş doğdu…
Gece oldu…
Örneği bozma…
Zamansal takıntılar…
Çayın rengi..
Gecenin demi…
Siyahın neşesi…
Hüzünlü beyaz…
Bardaktaki kaşık…
Havalı bir şekilde şeker kullanıyorummmmm…
Kaşığı bardağa koyarken ayrı bir hava…
Çayın süzgeci…
Yok misafir falan…
Buzlusu olursa olacağı bu…
Soğurdu eskiden…
Demli çay…
Ah şu değişerek gelişmeler…
Çok mu gelişerek değiştik…
Bir sürü saçma kelime dizisi…
Özet aslında…
Anlayana…
Ya da sadece anlatana…
Ve sonra gece oldu…
Çayın demi…
Gecenin rengi…
Siyahın hüznü…
Neşesi mi…
Hep bir beklenti…
Keşkeler içerisinde farklı özneler…
Cümle yapısı hep aynı…
Değişik özneler..
Sonra zamirler…
Sonra nesneler…
Ve sonra gece uyandı…
Gün battı…
Olumsuz bakış açısı…
Gecenin siyahı…
Sigara dumanı…
Karanlık…
Keşkeler…
Dünler…
Kinler…
Hayat işte…
Adı zaman….
Gelmişi ve geçmişi….
Sebebi…
Ve sonra…
Önce zaman ve sonralar…
Hep gelecek…
Hep bir beklenti…
Baktığım yerin dünkü hali…
Değişerek mi…
Geliştik mi…
Belki de….
Okuyunca hatırlamaya…
Bir kaç kelime daha…
Anlayana değil…
Anlatana…
Bencil düşünsel kelimeler…
Yazan benim…
Hep kendime zarar…
Cümleler benim..
o kadar…

