Zemherinin ateşi….
Buz gibi titreyen nefesim…
Yabancı yüzlerde sebep aramak…
Acabalar cevap adına….
Ait olmadığın yerlerde..
Bir kaç cümle…
Üç beş yabancı kelime…
Gözlerden akanlar ile yanakları ısıtmak…
Hava buz…
Ellerim üşüyor…
Ayaklarım soğuktan titrek…
Mevsim kış…
Rüzgar kesiyor…
Çay ısıtmıyor…
Okunan ezan ile burada sözleri..
Ve buz gibi soğukta akan soğuk ter…
Aklımda binbir soru…
Ya çıkarsa…
Nasıl söylerim..
Ya buradaysa…
Nasıl derim…
Dualar…
Acaba..
Neden…
Nasıl…
Nerede….
Milyonlarca cevapsız soru…
Ve yok burada..
Beyaz kağıda tutanaklar…
Herkesin yüzünde endişeli bekleyiş..
Böyle olmamalıydı…
Son bu değildi..
Yanlış senaryo..
Hayır böyle bitmez…
Dününü biliyorum…
Anneee anneeee üşüyorum…
Hayıra çıksın demiştik…
Böyle değildi…
Böyle düşünmemiştik…
Sigara 3 paket oldu…
Isınmanın tek çaresi…
Yanan sigaranın alevi…
Etrafta milyonlarca yabancı…
Ve son…..
Kara toprak…
Hep özlediklerinin yanı başında…
Kocaman bir çukur..
Örtün üstünü..
Yeterince üşüdü…
Eline tutuşturulan kalem….
Taşa adını yaz…
Oysa morgta beraberdin…
Buz gibi..
-10 derece…
Yardım isteyen gassal…
Ve bir sayfa kağıt…
Sebebi araştırılıyor…
Mavi eldivenler…
Üstüne atılan topraklar…
Tahta kalemi..
Öğretmensin ya..
İki kelime yazmak o kadar zorki…
Adı soyadı…
Yapamam…
Yazamam…
Çıkıp gelecek daha…
Gözler damla damla…
Hayır..
Son bu değil…
Daha ne yazlar görecektik seninle…
Kapı önünde akşam çayı..
Fırından alınan ekmek…
Hep birlikte…
Kan bağı değil..
Can bağı…
Ve evde ölüm ürpertisi…
Sessizlik içinde bin bir soru…
Cevapsız keşkeler…
İçine içine ağla…
Kimseler duymasın…
O da öyle isterdi…
Kimseyi üzmeden..
Dert benim…
Size üzüntü, sinir kaynağı olmaya gerek yok…
İstediğini yaz…
Yaz yazabiliyorsan…
Hava buz…
Ve bir kez soğudum…
Artık üşümem….

